Son yapılan araştırmalar belli dozda stresin zararlı olmanın aksine yararlı olduğunu göstermekte ve bunu “Sağlıklı Stres” olarak adlandırmakta. Sağlıklı stresi, çocuklar ve  gençler başta olmak üzere insan yaşamının doğal bir parçası olarak görmek mümkündür. Büyümek ve gelişmek için hem çocuklar hem de yetişkinler hayatlarında zorluklara, meydan okumalara ihtiyaç duyarlar. Ancak çoğu zaman sağlıklı stres yerini bir anda zorlu, sürekli, ağır ve kontrol edilemez zehirli strese bırakabilir. Böyle zamanlarda stres ile başa çıkmak oldukça güç olmakta ve çoğu zamanda stresin galibiyeti ile sonuçlanmaktadır.

Öğrenciler; dikkatsizlik, odaklanma sorunu, boş verme, kaçma, hastalıklar, öfke nöbetleri, başarısızlık, iletişim sorunları yaşarken 

öğretmenler; üretkenliğin ve yaratıcılığın azalması, kaygı, ayrışma, hayal kırıklığı ve sonunda tükenme sorunları ile başa çıkmak zorunda kalmaktalar. Aileler ise; gelişmekte olan bir çocukla empati kuramama, çocuk merkezli bir ilişki yaratmaktan çok “yapılacaklar” listesine benzeyen bir ebeveynlik stiline dönme, iletişim kopuklukları, ilişki zorlukları, sorunları ile karşı karşıya kalırlar. Günümüz dünyasında stresin getirdiği bu zorlukların üstesinden gelebilmek için çözüm olarak Mindfulness çoklukla kullanılmakta.

Mindfulness Nedir?

Mindfulness, bilinçli bir şekilde dikkatimizi “şu anda” gerçekleşmekte olan deneyime odaklamak, bunu yargılamadan yapmak, eskiden olmuş veya yakında olabilecekler için endişe etmeden, tepki göstermekten ziyade yanıt verecek şekilde yaşadığımız deneyimlere dikkat etmektir.

Hepimiz eğitim sistemimizde bir çok sorun olduğunun farkındayız. OECD’nin 2014 yılındaki raporuna göre Türkiye “okula devamsızlık” sıralamasında ilk sırada, 2015 raporuna göre, çocukların okulda hissettiği baskı ve stres oranı yaklaşık % 29 ile katılan ülkeler arasında en yüksek orana sahip. Uluslararası Eğitim Araştırma Programı’nın (PISA) araştırmasına göre de, Türkiye’de 15 yaş düzeyindeki öğrenciler OECD ortalamasının neredeyse üç kat daha fazla bir şekilde  hayatından hiç memnun değil ve kaygı ortalaması da hayli yüksek. 

Bu sorunların çözümü için okullarda karşılıklı güvene dayalı okul ortamı oluşturmak önemli gözükmekte ve öğrencilerin yaşadıkları stres konusunda onlara yardım mekanizmaları geliştirilmeli ve öğretilmelidir. Okullarda bir çok konu öğretilirken, iletişim, anlayış, tolerans, paylaşma, destek, dinleme, soru sorma, duygu yönetimi ve merhamet gibi temel yaşam becerileri ne yazık ki öğretilememektedir.

Toplum olarak, anne-baba, öğretmen olarak, gençleri mindfulness uygulamalarını tanıtmak için birçok fırsatımız var. Bunu yapmanın en temel yolu, mindfulness kavramını çekici kılmak için rol model olmaktan geçiyor. Eğer bizler “Şu anda olmak, dikkat etmek, fark etmek ve kendi duygularımızdan, tepki yerine verdiğiniz cevaplarımızdan haberdar olmak” konusunda gayretli olursak çocuklarımızda bizim yolumuzdan ilerlemeyi seçecektir.

Stresi yaratan beyin ve beyin tarafından salgılanan hormonlar olduğundan, çözüm de beyinden geliyor.  Stres anında verdiğimiz yanıtları dönüştürebilmek için düzenli olarak mindfulness (bilinçli farkındalık) becerilerini uygulamamız gerekiyor. Anda kalarak düşüncelerimizin, duygularımızın, duyumlarımızın ve çevremizdeki ortamın dikkatle incelenmesine odaklanmak mindfulness sürecinin önemli bir parçasıdır, diğer parçası ise şefkatin gelişimi yani nezaket ve merhamet gibi duyguların beslenmesidir. Bu becerilerin öğrenciler tarafından bilinmesi, uygulanması yaşanan en yaygın sorun olan stresle baş etmeye en önemli çözüm olacaktır. 

Okullarda Mindfulness çalışmalarının yararları:

“Mindfulness pratiklerinin öğrenciler tarafından uygulanması, akademik başarıyı, zihinsel sağlığı, kişiler arası ve kişisel ilişkilerini geliştirmekte olduğunu belirterek ve bilimsel kanıtların aşağıda yer alan noktalarda oldukça faydalıdır:

Dikkati Odaklama: Dikkatin istenilen zamanda, istenilen yere odaklanabilmesini sağlamak için zihinsel kasların kuvvetlenmesini sağlar.

Duygusal Düzenleme: Duyguların gözlenebilmesi, ne hissettiğimizi anlayabilme, bize verdikleri mesajı alabilme ve duygumuza nasıl cevap verdiğimizi değiştirmemize yardımcı olur.

Öz-şefkat: Mindful tutumlar kişinin kendisini olduğu gibi kabul etmesine, hatalarını kabul edebilip, gelişmesine ve kendi öz değerine sahip çıkabilmesine destek sağlar. 

Adapte Olabilirlik Davranış örüntülerimizi fark etmek, alışkanlık davranışlarımızı yavaş yavaş akıllıca değiştirmemizi sağlar.

Merhamet: Kendi düşüncelerimiz ve duygularımız hakkında farkındalık, başkalarının yaşadıklarına dair anlayışımızı arttırır.

Dinginlik: Solunum ve diğer mindfulness uygulamaları bedeni ve zihni rahatlatır, dış koşullardan bağımsız olarak kişisel iç huzur sağlar.

Resilience (Esneklik, direnç, dayanıklılık): Yaşadığımız olayları olduğu gibi objektif bir biçimde görmek, dünyanın doğal iniş ve çıkışlarına yaptığımız yorumları azaltır ve bize daha fazla denge ve güç sağlar.

Her mindfulness çalışması bittiğinde merak ederim. 

“Öğrenciler acaba deneyimledikleri şeyi ne kadar hayatlarına katacak?” 

“Bu mindfulness çalışmaları öğrencilerin hayatlarında değişiklik yapacak mı?” 

Gözlemlediğim kadarıyla okulda yaptığım mindfulness çalışmaları sırasında, bazen tek bir öğrencinin paylaşacağı kendi kişisel deneyimi bile her şeyi değiştirecek güçte olabiliyor. Bir öğrenci nasıl rahatladığını, nasıl daha etkin odaklanabildiğini, kızgınlığını nasıl kontrol ettiğini paylaşabiliyor, bu da tüm sistemi etkiliyor. Unutmamak gerekir ki okullardaki mindfulness çalışmaları ile sadece tohum ekiyoruz, kısa  mindfulness çalışmaları ile gençlerin hayatlarının değişmesini beklemekten ziyade, onların değerli bir yaşam becerisi konusunda bilinçlendiklerini düşünmek gerekiyor. Burada değerli olan; Mindfulness çalışmalarında öğrencileri bir küçük detayı hayatlarının gerekli bir yerinde uygulayabilme ihtimallerini yaratmak. Öğrencilerin dikkatlerini çekip, konu ile ilgilenmelerini sağlamak ise en önemli adım.  

Amaç ise; okul yönetimlerinin mindfulness uygulamalarına inanmaları ve öğretmenlerin kendi yaşamlarında mindfulness pratiklerini uygulamaya başlaması ve sınıf ortamlarına da adapte etme isteklerinin olmasıdır. Bu amacın ilk adımı okullarda mindfulness kavramının konuşulması neden olmasın? “

Zeynep Balcı, Uzm. Psikolojik Danışman, Koç

Bir yorum bırakın