Stres günlük hayatta çok fazla kullandığımız, çoğu zaman yakındığımız ancak üzerinde çok da fazla düşünmediğimiz bir kavram. Örneğin az miktarda stres bizi boş vermeye, sıkılmaya iterken, yoğun ve sürekli olanı, endişe, mutsuzluk ve depresyona sürüklüyor. Ortalama stres seviyesi ise; performansımızı arttırıyor ve içimizdeki potansiyeli ortaya çıkarıyor. Tüm bu bilgiler bize stresi yönetebileceğimizi gösteriyor. Ama nasıl?

Stresi Yönetmek Mümkün

Kendimizi, işimizi, çalışma alanımızı, yaşam şartlarımızı daha net tanımladıkça, tüm bu unsurların meydana getirdiği stresi de yönetmek kolaylaşıyor. 

Amerikan Psikoloji Derneği (American Psychological Association)’nin yayınladığı Stres araştırma sonuçları; yetişkinlerdeki stres seviyesinin yüksek düzeyde olduğunu ve bu seviyenin her geçen yıl arttığını gösteriyor.

Ruh Sağlığı Vakfı (Mental Health Foundation ) ise, işle ilgili stres, depresyon ya da kaygının yıllık ortalama 70 milyon iş gününün kaybedilmesine yol açtığını iletiyor.

Araştırmalar stres’in; fiziksel ve psikolojik rahatsızlıklara, iş tatminsizliğine, performans sorunlarına, işten ayrılma ve devamsızlığa, verimsizliğe ve çalışanların çatışma, yabancılaşma, tükenmişlik, depresyon ve kaygı yaşamalarına yol açtığını ortaya koyuyor.

Amerikan Stres Enstitüsü (American Institute of Stress) verilerine göre çalışanların % 80’i işte stres hissediyor ve neredeyse yarısı, stresin nasıl yönetileceğini öğrenmede yardıma ihtiyaç duyduklarını söylüyor. Bu da akıllara stresi yönetmenin sadece bireysel değil kurumların da sorumluluk almasıyla gerçekleşebileceğini getiriyor. 

Yapılan bütün araştırmalar bizi zorlayan, hasta olmamıza yol açan stresin, zindeliğimize olan olumsuz etkilerinin her geçen gün daha da arttığını göstermekte. En büyük stres alanı olan iş yaşamında, yoğun ve uzun süreli stres konusunda kişilerin de kurumların da yapabilecekleri var, çaresiz olmadığımızı bilmeliyiz.

Çalışanların streslerini nasıl yöneteceklerini öğrenmeleri ve bu stratejilerin kurum kültürüne katılması çok önemli.

Forbes ve Harvard Business Review pek çok yayınında mutlu çalışanların mutsuz çalışanlardan üç kat daha yaratıcı ve verimli olduklarını ispatlayan araştırmalara dikkat çekiyor. Stresle ilgili yapılan tüm bu araştırma sonuçları stres yönetiminin hem kişiler hem de kurumlar için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. 

Kurum çalışanları iş yerinde stres seviyelerini yönetmek ile ilgili neler yapabilirler? sorusuna cevap olabilecek bir programın uygulanması önerilir. 

Stres Yönetiminde 6 Adım*

  1. Farkındalık Geliştirme: Stres, stresi yaratan alanlar ve bizim tepkilerimiz farklılık gösterir. Bu konudaki farkındalığımızı arttırmak ilk adımdır. 
  2. Problem Çözme: Değerlerimiz bizim seçimlerimizde temeldir ve zaman yönetimini nasıl yaptığımızı anlamak problemlerimizi çözmekte etki yaratır. 
  3. Bilişsel Yapılandırma: “İçsel konuşmalarımız, düşüncelerimiz ve bunların yeniden yapılandırılması nasıl olur?” sorusuna cevap bulmak.
  4. Mindfulness: “Stresi yönetmede mindfulness (bilinçli farkındalık) nasıl işe yarar, nasıl uygulanır ve katkıları nelerdir?” üzerinde çalışmak.
  5. Resilience: Resilince zihinsel sağlık için çok önemli bir kavramdır. “Stresi yönetmek için hangi kaynaklara sahibiz?” sorusuyla farkındalığımızı arttırmak.
  6. Sosyal Destek: “Stres yönetiminde sosyal çevrenin nasıl kullanılabileceğinin kurgulanabiliriz ve dünya bu konuda neler yapıyor?” sorularıyla sahip olduğumuz sosyal çevrenin gücünden faydalanmak.

*Bu adımlar StressStop.com’un kurucusu Jim Porter’ın çalışmalarından esinlenilerek Türk kültürüne uyarlanmıştır.

Zeynep Balcı

Bir yorum bırakın